Eros Hastalığına yakalanmış olabilir misiniz? ”Erotomani”

Merve Çört   info@neogazete.com

Halk arasında daha çok “Eros Hastalığı” olarak duyduğumuz Erotomani Sendromu nedir?

Sanrı diye tabir ettiğimiz algılamalar; aslında var olmayan ve gerçek dışı şeylere inanmak, onları görmek ve duymak, gerekçelere dayandırmadan kabul etmek ve diretmektir. Erotomani de kişinin, başkalarının ya da başkasının kendisine aşık olduğuna inanması, çok sevildiğini düşünmesi, böyle bir şey olmamasına rağmen bunu asla kabul etmemesi ve diretmesi, kısacası karşı tarafın kendisine çok aşık olduğu sanrısıdır.

Bu sanrı tek başına olacağı gibi beraberinde paranoyaklık, bipolar bozukluk, psikolojik bozukluk, şizofreni ve birçok kişilik bozuklarını getirebilmektedir.

Kişi; seçtiği kişinin kendisine aşkını itiraf edemediğine, aslında kendisine alttan alttan mesajlar gönderdiğine, aslında kendisiyle gizlice iletişim kurduğuna inanır. Zamanla takıntı haline getirir ve eğer karşı taraf özellikle yüksek statülü birisiyse, kişi kendiyle gurur duyar.

Önüne istenildiği kadar kanıtlar dökülsün, kişi bu takıntısından ve inancından vazgeçmez. Hatta zamanla karşı tarafa karşı “taciz” diyebileceğimiz rahatsız edici davranışlar sergilemeye başlayabilir. Karşı taraf ile aralarında gizemli bir iletişimin, şifrelerin, kodların olduğuna inanır.

Peki Erotomaninin Ne Gibi Belirtileri Vardır?

  • Gerçeği yansıtmayan sanrılar
  • Aşırı depresiflik ve yas tutma hali
  • Aşırı romantizm
  • Kendisini duygusal anlamda ifade etme güçlüğü
  • Kimi zaman meydana gelen konuşma bozuklukları
  • Şiddetli kıskançlık
  • Şizofrenik tavırlar
  • Tacize eğilim
  • Var olmayan romantik bir ilişkiyi yaşıyormuş gibi davranma

Erotomaninin Sebepleri Ne Olabilir?

Kesin olarak çözülememekle birlikte özellikle çocukluk döneminde meydana gelen sevgi eksikliği çok büyük etkendir. Kişi, yaşadığı yoğun sevgi eksikliğini kapatmak istercesine yerine başka sevgiler doldurmak ister. Veya ailesinden yeterli şefkat ve ilgi görememiş kişi yine aynı şekilde açığı kapatmak için bu sanrılara kapılabilmektedir. 

Bir diğer sebep de kişinin kendini değersiz hissetmesidir. Kendini değersiz hisseden kişi güçlü olmak için böyle bir mekanizma geliştirebilmektedir.

Son olarak da genetik sebeplerin olabileceği bazı araştırma sonuçlarında görülmüştür.

Sebebin anlaşılabilmesi için çok kapsamlı psikoterapi gerekir ve temelinde yatan sebepler açığa çıkarılarak tedaviye odaklanılır. Tedavi sırasında uygulanan psikoterapiler ise bazı vakalarda yeterli gelmemekte ve ilaçlarla tedavi gerekebilmektedir.

Eğer vaka, çevresindekilere zarar verecek kadar takıntılı ve aşılamaz durumda ise hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gerekebilir.