Şiirin ışığı Füruğ Farruhzad! “Kuş ölür sen uçuşu hatırla”

Şeyma Metin info@neogazete.com

Hayat kısa kuşlar uçuyor… Mısrasına atıfta bulunuyor sanki… Geçti Bor’un pazarı, sür eşeğini Niğde’ye havasında… Kuş ölür, sen uçuşu hatırla..

Füruğ.. İsmiyle müsemma “ışık” olan kadın. Hiçbir zaman tam manasıyla hiçbir yere ait olmamış, İranlı şair, yazar, oyuncu, yönetmen ve ressam.

Çok çekmiş, kendi ülkesinin yasaları onu evladına hasret bırakmış. Neden mi? İran’da bir kadın boşanırsa çocuk erkekte kalıyor çünkü. Üstelik bir de bu düzene isyan ediyorsanız hayat sizin için kolay olmuyor. Başaracak, baş kaldıracak çok şeyi vardı ama 32 yaşında geçirdiği şaibeli bir araba kazasıyla veda etti bu dünyaya.

Biz onu ataerkilliğe başkaldıran mısraları ile tanıdık. Bu durumu ülkesinde huzursuzluk yaratan kadın olarak anılmasına sebep olmuş ama o yılmamış.

O yıllarda kadınlar dört duvar içinde pencereden perdeyi aralayıp bile bakamazken dışarı, Füruğ kadına dikte edilen sorumlulukları düzeltmek için çırpınmış. Toplumun ona cevabı da sert olmuş.

“DÜŞLER NE KADAR SAFSA O KADAR YÜKSEKLİKTEN DÜŞER VE ÖLÜRLER.. “

Bu bakış açısında olan bir şairin karamsarlığı, cüretkar tavrı, tutkuları, kadın cinselliğini mısralarına taşıması, mısralarının gücü, tekrar eden ifadeler..

İnadı ve düzenin gözüne gözüne sokması dikkatimi çekti. Düzene başkaldırmaktan, yaramaz çocuk olmaktan keyif alıyor gibi.. Şiirlerini okudukça anladım ki şiirin ve kadınlığın ışığı idi Füruğ ve bu ışık bazı gözleri çok rahatsız etmişti.

Boşanmış bir kadın olarak böyle mısralar yazması kabul edilemezdi. Toplum onu düşük ahlaklı, fahişe zihniyetli, yuva yıkıcı kadın olmakla suçladı.

Aşkları, geleneksel (eş, anne) rollerin dışına çıkması, kadın sorunlarına olan eğilimi siyasi ve dini baskı görmesine sebep olunca toplum dışında yaşayan bir kadın oldu.

32 yaşına geldiğinde onu hazmedemeyen, potansiyel tehlike gören bir kesim vardı. Bir gün annesinden evine dönerken şaibeli bir trafik kazasında hayatını kaybetti. O zamanlar kadınların araba kullanması yasaktı, onun da bir şoförü vardı ama hep yan koltukta oturtur arabayı kendisi kullanırdı,o kazada hayatta kalan şoförünün ifadelerine göre arabası taciz edilmiş, kaza yapmasına sebep olacak şekilde sıkıştırılmıştı.

Vefat ettiğinde birçok güzel şey gibi “İnanalım Soğuk Mevsimin Başlangıcına“ adlı kitabı da yarım kaldı. Zamanın mollaları cenaze namazını bile kılmak istemediler. İki gün sonra bir erkek şair arkadaşı namazını kıldırdı ve defnedildi.
Bize de birbirinden güzel mısraları kaldı.