İnsanlığı yücelten isimler; ”Beyaz gül” ve Sophie Scholl

Melis Ayvallı     info@neogazete.com

 

”Cesur insanları şekillendiren, yaşadıkları güçlüklerdir…”

Hazır biyografi filmini de izlemişken, bugün sizlere cesaret sahibi genç bir kadın olan, aynı zamanda daha 21 yaşında olmasına rağmen, emsallerinin yaptığı gibi evinde oturup plak dinleyip olan biteni görmezden gelerek, arkadaşlarıyla eğlenceli vakit geçirmek yerine, davasından vazgeçmeden, karşısındaki karanlığın gücünü bilse de, doğru olanı savunmayı seçmiş, vicdan sahibi, nice kralın, kahramanın ve alimin aradığı bir çok şey’e fark etmeden sahip olmuşluğu ve güçlü duruşunun vermiş olduğu ölümsüzlük ile beni derinden etkileyen Sophie Scholl’ü anlatmak istiyorum…

Bir çoğumuzun aslında tanıdığı,  gücüne ve cesaretine hayran bırakan, tarihe adını büyük harflerle yazdıran bu kadın, karşılığında nasıl bir bedel ödemiştir?

O zaman onunla tanışmak için Hitler Almanya’sına gidiyoruz…

Kendisi gibi yurttaşların haksızca ve zalimce infaz edilmesini göz ardı etmek yerine korkmayı ama korkusuyla yüzleşmeyi seçen bir kızın yaşadığı yer ve zamana yani…

“Savaş sona erdiğinde, yabancı taburlar içeri girecek. İnsanlar bize işaret edip Hitler’e karşı durmak için hiçbir şey yapmadığımızı söyleyecek.” – Sophie Scholl

karşı karşıya oldukları risk ve bedelin farkındaydılar; kendi hayatları…

Nazi rejiminin kendi düşüncelerine karşı çıkan herkesi tehdit ve kontrol etmesine karşın Almanya’da onların karşısına çıkmaktan tereddüt etmeyen küçük gruplar oluşur…

Ellerinde çok az kaynak vardı ve destekçileri de epey azdı…

Tüm direniş hareketlerinin bir adı vardır ve ‘Beyaz Gül’ ise Sophie’nin katıldığı grubun adıydı. Üniversitede bir çok farklı Nasyonal Sosyalist grupların toplantılarına katıldıktan sonra, cesaretleri ve duruşları sebebiyle bu grubu beğenmiş ve aralarına katılmıştır…

Hans Scholl

Mevcut rejim; adalet, eğitim, sağlık ve orduyu kontrol etse bile iradelerinin kırılmasına asla izin vermeyeceklerine yeminliydiler. Keşfedildikleri takdirde karşı karşıya oldukları risk ve bedelin de gayet farkındaydılar; Evet, kendi hayatları

1937 senesinde bahsi geçen bu rejimin tehlikesi giderek yaklaşır ve  Sophie’nin abisi ve arkadaşları, Alman Gençleri grubuna üye olmakla suçlanarak, kendisiyle birlikte yasa dışı bir şekilde tutuklanır.

Bu süre içerisinde ise Sophie, Münih Üniversitesinde biyoloji ve felsefe okumaya başladığı halde asıl yapmak istediği mesleğin öğretmenlik olduğunu keşfetmiştir…

mesajlarını yaymak konusunda asla tereddüt etmediler…

Yalnızca entelektüel toplantılar yapmakla kalmıyor, ayrıca yer altından çalışarak Almanya’nın sessizliğinin, Hitler’in suçlarına ortak olmak demek olduğu mesajını yaymaya uğraşırlar.

 

Halihazırda gruba üye olan abisi Hans sayesinde Sophie, “Beyaz Gül” propagandasının taşıyıcısı olarak çalışmaya başlar…

Propaganda yazılarıyla yakalanıldığı takdirde ‘vatana ihanet’ suçundan kurtulmanın hiç bir yolu olmaması sebebiyle bu taşıyıcılık işi de Sophie için oldukça tehlikeli bir hal almıştır.

Son nefesine kadar özgürlüğü savundu…

18 Şubat 1943 tarihinde Sophie, okulunun çatısına tırmanarak broşürleri, okulun çatısından aşağıya atmaya karar verir..

Hans Scholl

Onun bu hareketini görüp rapor eden Nazi partisi üyesi okul hademelerinin olması sebebiyle işler Sophie’nin aleyhine olur ve Sophie tutuklanır.

sophie 22, kardeşi ise 25 yaşındaydı…

Sophie Scholl, İkinci dünya savaşı sırasında Münih Üniversitesinde öğrencilerin kurduğu, nazizme karşı direniş örgütü ”Beyaz gül” ün önde gelen üyeleri abisi Hans Scholl ve aynı örgüt üyesi yakın arkadaşları Christoph Probst ile beraber 19 şubat 1943’te, Hitler’e bağlı, yani, bağımsız olmayan yargı tarafından vatan hainliğiyle suçlanmış ve başları giyotinle kesilerek idam edilmiştir.

İlginçtir ki özgürlük düşmanlarını ortadan kaldırmak için ‘Fransız Devrimi’ sırasında kullanılmış araç (giyotin), bu ilkeyi en çok savunan insanların da yaşamını sonlandırmıştır. 

Suçları ise ”Nazizm” uygulamalarını kınayan bildirileri üniversitenin balkonundan atarak dağıtmak olmuştur.

İdam edildiklerinde ise Sophie 22, kardeşi Hans ise 25 yaşındaydı…

“bizim yargılandığımız bu yerde yakında sizler yargılanacaksınız!”

Roland Freisler

4 günlük sorgulama ve askerlerden oluşan 3 saatlik ”halk mahkemesi” ardından, kendisini ve arkadaşlarını yargılayan nazi yargıcı Roland Freisler tarafından 22 şubat 1942 günü idam cezasına çarptırılırlar…

Roland Freisler

İdamdan hemen önce, Sophie Scholl’un ağzından dökülen şu cümle olur;
“Ne üzücü, böylesine güzel bir gün, böyle bir güneş ve ben gitmek zorundayım…”

”yaşımın ya da gençliğimin hiçbir şey için bahane olmayacağını anladıM…”

Traudl Junge

Hitler’in sekreterliğini yapıp son anına kadar onunla kalan Traudl Junge ise, Sophie Scholl hakkında şöyle konuşmuştur;

Traudl Junge

“Kendimi yıllardır yaşımın genç olması sebebiyle, nazilerin, yahudi ve diğer halklara karşı yaptığı katliamlarda kişisel bir payım olmadığını düşünerek avutmaya çalıştım.Ta ki, Sophie Scholl’ün anıtını görene kadar…

Traudl Junge

İdam edildiğindeki yaşı, benim Hitler’in yanında çalışmaya başladığım yaşımla aynıydı…

 

”O gün, yaşımın ya da gençliğimin hiçbir şey için bahane olmayacağını anladım…”

son günlerini anlatan filmden kesitler;

Son günlerini anlatan ”Sophie Scholl- The Final Days” filmi izlendiğinde, ki bu film tutuklanıp sorgulanırken söylediği cümlelerden birebir uyarlanmıştır, görürsünüz ki aslında o dönem ve o dönemin kafası yalnızca 1940larda Almanya’da yaşayıp bitmemiştir.

”Sophie Scholl The Final Days” film

Üzerinden seneler geçmesine rağmen, farklı ülkelerde ve farklı tarihlerde de halen benzer konuşmalar, fikirler var olmakta, halen benzer cezalar uygulanmaktadır.

Aşağıda, sorgularından bazı diyalogları paylaşacağım ve demek istediğim daha net anlaşılacaktır…

Söylediğim gibi bu diyaloglar gerçek olmakla beraber, son günlerini anlatan filmden alıntılardır…

Hitler’in despotluğuna karşı susmayan Sophie’yi sorguya çeken polis, “Enflasyon, işsizlik, ekonomik kriz, tüm bunları ortadan kaldıran führerimiz Adolf Hitler’dir” der…

Aynı zamanda, yahudi ve diğer halklara yapılan katliamlara, Almanya’nın savaşa sürüklenmesine, düşünce özgürlüğünün kısıtlanmasına göz yummayan Sophie’ye “Sizin bir şeye ihtiyacınız yok ki zaten, niye ayaklanıyorsunuz?”diye sorar…

Bir yerlerden tanıdık gelmiştir belki bu cümleler size…

Sophie’nın verdiği cevap ise, tarih boyu ayaklanan, başkaldıran, size göre “İsyankar” olan herkesin, “Neden?” sorusuna vereceği cevapla aynıdır;  “Vicdanım yüzünden…”

Abisi Hans Scholl ve kendisine söz hakkı verildiğinde (ki kendilerine savunma hakkı da verilmemiştir)abisi; “Hitler ve siz, bizim düşüncelerimizden korkmuyor olsaydınız biz şimdi burada olmazdık” 

 Sophie Scholl ise idama mahkum edildiği o yerden, kendisini idama mahkum edenlerin gözlerinin içine korkmadan bakarak “Birgün bizim durduğumuz bu yerde siz duracaksınız.”demiştir.

Haklı da çıkmıştır. Hepsi olmasa da Sophie’nin durduğu o yerde durup, vicdansızlığın, adaletsizliğin kitabını yazanlar cezalarını bulmuştur.

Çünkü hiçbir diktatör, despotluğunu sonsuza dek sürdüremez, sürdürememiştir…

Seneler sonra yine kendisi gibi yalnızca boyun eğmediği, yalnızca vicdanını dinlediği için hiçbir suçu olmadığı halde, düşünce özgürlüğü kapsamında hapis cezası alan ya da devlet terörüyle öldürülen onlarca genç gibi, ne Sophie ne de yakalanan dostları, işkencelere rağmen, kendi hayatlarını ortaya koymuş, ve asla arkadaşlarına ihanet etmemişlerdir…

Ve bugün bile ‘Beyaz Gül’ bir özgürlük sembolü olmaya devam etmekle birlikte, birçok okul, sokak, park ve meydan ‘Scholl’ kardeşlerin adını almıştır.

”Vicdanlı bir ömür, bedel ödenmeden yaşanamaz…”

Sophie Scholl