“Sahibinden satılık kelepir federasyon” Peki ya neden?

Zeki Can Bakır info@neogazete.com

Şunu artık açık açık görmek lazım.

Yıldırım Demirören
Nihat Özdemir
Ali Dürüst ve türevleri TFF’nin en üst organlarında görev alıyor.

Bu isimler tarih boyunca kendi kulüplerinde nedense hep değişik ilişkiler ile hatırlanırken nasıl oldu da TFF’nin en üst organlarında görev alır hale geldiler?

Proje ne?

Uzun yıllardır ülkemizde değerli bir kurum ya da şirket satılmadan önce ne yapılır?

Değersizleştirilir, hatta zarar ettirilir.

Yıllarca kurumsal kimliğin ne demek olduğunu kavrayamamış, temsil yeteneği sıfır, vizyonsuz kişilerce yönetilen kulüpler ve federasyon, ülke futbolunu ne hale getirdi?

Yıllardır yaşanan mali disiplinsizlikler neden görmezden gelindi?

Neden kapsamlı bir teşvik/şike araştırması yapılmadı ve istisnasız tüm takımlar zan altında bırakıldı?

Hem milli takım düzeyinde, hem de kulüp takımları bazında mali ya da sonuç odaklı başarısızlıklar denetlendi mi, yaptırımlar neden hep havada bırakıldı ?

Uzun lafın kısası her haliyle deneme tahtası haline gelen, başarısızlığı her ortamda tescillenen devlet odaklı spor organlarında neden sorumlular istifa etmemektedir, edenlerde neden kararlarından geri döndürülmektedir?

Tüm sorular bir yana tünelin ucunda ışık var diyebilir miyiz ?
Cevap veriyorum.
Kitleler bu kafa yapısıyla hareket ettiği müddetçe ışık görebilme ihtimalimiz
kesinlikle yok !

Kısa süreli başarıların sarhoşluğu sebebiyle, özellikle üç büyük takım taraftarı sorunu görmekten ziyade, “kendimizi nasıl kurtarırız” mantalitesi ile sonuçlara ve sorumlulara yaklaşırsa, kurtuluş bir yana sadece “malum sona” daha da hızlı bir biçimde yaklaşırız.

Peki ya malum son ne?

A/B/C planları tükenen kulüplerin her başarısız sezonu, daha da büyük zararlar görmelerine sebep olacak.

Yani bu işin sonunda bir takım kurtulup diğerleri batmayacak, ya toplu kurtuluş ya da toplu intihar yaşayacağız.

Final?

Türkiye’de son yılların en çok işleyen projesi devreye girecek. Yönetilemez hale getirilen tüm kurumlarımız gibi kulüplerimizde satılığa çıkacak ve medyamız bunu “tek kurtuluş reçetesi” olarak halkımıza sunacaklar. Yani futbol rejimi de tam anlamıyla sisteme yenilmiş olacak.

Bu komplo teorisi dursun bakalım bir köşede.
Son dönemlerde kulüplerin satılması, yöneten kurumların tamamen özelleştirilmesi konuşulmaya başlandı bile.

Yani geç kalmış bile olabiliriz…