Tetikçi medya, gri propaganda ve kirli tonu!

Zeki Can Bakır info@neogazete.com

Önemli kavramlar üzerinden gündem yaratıp aslında bir çok temel dayanağın içini boşaltmak…

İşte yıllardır yaşadığımız “sosyolojik kanser” çeşitleri arasında en sinsi ilerleyen bu türe “gri propaganda” diyebiliriz.

Kim ne derse desin, tiraj amacı gütmeksizin tetikçilik yapan, radikal görünümlü paçavralar hariç; mevcut ana akım medya uzun yıllardır bu sistematiği mükemmele yakın başarı ile sürdürüyor.

Peki yakın tarihimizde bunun en net örneği olarak neyi gösterebiliriz?

Ergenekon kumpas davaları yakın dönemin en vahim gri propaganda örneği olabilir.

“Askeri vesayetten kurtuluyoruz”

“Asker siyasetten elini çekecek”

“Bu sayede artık yerli ve milli bir ordumuz olacak“

Bu tarz söylemler ile halkın hassas noktalardaki oluşabilecek ani tepkileri dizayn edilmedi diyebilir miyiz?

Kumpas süresince toplumun algılarıyla oynamak için elinden geleni yapan ana akım medya organlarımızda dün akşam hızlıca şöyle bir haber geçti. “Ergenekon davası çökmüştür”

Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük kumpası dün tam anlamıyla, resmi biçimde ayyuka çıkmış durumdayken, halk nezdinde siyaset üstü, toplumsal bir tepki oluşmuyorsa ve özellikle son yıllarda, hemen hemen her konuda kitleler üzerinde büyük bir “boşvermişlik sendromu” yaşıyorsak bunun en can alıcı sebebini sadece mevcut siyasal erklerin oluşturduğu korku imparatorluğu teorisiyle açıklamaya çalışırsak bana göre büyük bir hataya kapılabiliriz.

Bu süreci başlatan ve hedefe yönelik hareket alanı oluşturan ilk temel adım medya eliyle sürdürülen gri propagandadır.

Sonrası ise malum işleyiş…

Toplumun sinir uçları ile oynayarak ilk etapta dokunulmaza dokun, toplumu ayrıştır, asıl niyeti gizle, haberin kaynağını değersizleştir ve süreci izlemeye başla.

Ana duyarlılık unsurları etkisizleştirildikten sonra ise atış serbest!

Güncel Joseph Goebbels’ler toplum üzerinde bu kadar etkili hale gelene kadar aslında halk her haliyle sürece hazır hale getirilir.

İşte “gri propaganda” dediğimiz şeyin toplumsal dönüşümde bu denli önemli bir rol üstlendiği aşikar haldeyken artık şu sorunun cevabını merak etmemek elde değil.

Günümüzde toplumun bu kadar ayrıştırılması ile acaba hangi karanlık sürece hazırlandırılmaya çalışılıyoruz?